Nürnberg Günlüğü’nde Boris Polevoy, Nazilerin yargılandığı Uluslararası Askerî Mahkeme sürecini canlı, sürükleyici ve çok katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. Onunla birlikte mahkeme salonundan Basın Kampı’na, Stalingrad’ın donmuş bodrumlarından Moskova’ya, Auschwitz’den Hitler’in yıkılmış sığınağına uzanıyoruz. Polevoy’un usta kalemiyle savaş yılları, tanıklıklar ve hatıralar içinde yeniden canlanıyor.
Nazi suçlarını ve Nazi şeflerinin duruşma boyunca takındıkları tavırları bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seren Polevoy’un anlatısı, mahkeme salonunun dışında sıcak ve mizahi bir nitelik kazanıyor. Girişimci barmen David, Alman şoförü Kurt, Sovyet, İngiliz ve Amerikalı gazeteciler, İnsanlık Uğruna romanını yazdığı masanın üzerinde dolaşan serçeler, barış içinde kurulması umut edilen yeni dünyanın unutulmaz parçalarına dönüşüyor.
Yazarın anlatısında Alman halkına yöneltilmiş bir nefret yok. Polevoy’un öfkesi Nazizme ve emperyalizme yöneliyor. Eserde, savaş sonrasındaki umut dolu atmosferin, kapitalist blokun Sovyetler Birliği’ne karşı yeni bir cephe kurmaya yönelmesiyle nasıl dağılmaya başladığını da izliyoruz. Churchill’in Fulton konuşması, bu yönelişin açık bir ifadesine dönüşürken dünya yeni bir gerilime ve Soğuk Savaş’a sürükleniyor.
Nürnberg Günlüğü, savaşı, barışı ve insanı aynı anlatıda buluşturan güçlü bir tarihsel tanıklıktır.
Nürnberg Günlüğü’nde Boris Polevoy, Nazilerin yargılandığı Uluslararası Askerî Mahkeme sürecini canlı, sürükleyici ve çok katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. Onunla birlikte mahkeme salonundan Basın Kampı’na, Stalingrad’ın donmuş bodrumlarından Moskova’ya, Auschwitz’den Hitler’in yıkılmış sığınağına uzanıyoruz. Polevoy’un usta kalemiyle savaş yılları, tanıklıklar ve hatıralar içinde yeniden canlanıyor.
Nazi suçlarını ve Nazi şeflerinin duruşma boyunca takındıkları tavırları bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seren Polevoy’un anlatısı, mahkeme salonunun dışında sıcak ve mizahi bir nitelik kazanıyor. Girişimci barmen David, Alman şoförü Kurt, Sovyet, İngiliz ve Amerikalı gazeteciler, İnsanlık Uğruna romanını yazdığı masanın üzerinde dolaşan serçeler, barış içinde kurulması umut edilen yeni dünyanın unutulmaz parçalarına dönüşüyor.
Yazarın anlatısında Alman halkına yöneltilmiş bir nefret yok. Polevoy’un öfkesi Nazizme ve emperyalizme yöneliyor. Eserde, savaş sonrasındaki umut dolu atmosferin, kapitalist blokun Sovyetler Birliği’ne karşı yeni bir cephe kurmaya yönelmesiyle nasıl dağılmaya başladığını da izliyoruz. Churchill’in Fulton konuşması, bu yönelişin açık bir ifadesine dönüşürken dünya yeni bir gerilime ve Soğuk Savaş’a sürükleniyor.
Nürnberg Günlüğü, savaşı, barışı ve insanı aynı anlatıda buluşturan güçlü bir tarihsel tanıklıktır.